Uyku apnesi koronavirüse yakalanma riskini artırıyor

Uyku apnesi koronavirüse yakalanma riskini artırıyor


Güçlü bir bağışıklık sistemi için çok büyük bir role sahip olan uyku, vücudumuzu enfeksiyonlardan koruyan önemli bir kalkan işlevi görüyor ...

Güçlü bir bağışıklık sistemi için çok büyük bir role sahip olan uyku, vücudumuzu enfeksiyonlardan koruyan önemli bir kalkan işlevi görüyor. Düzensiz uyku, bağışıklık sisteminde ciddi hasarlara yol açarken, sadece bir gece uykusuz kalmak bile hastalıklara davetiye çıkarıyor. Özellikle, uyku esnasında solunumun minimum 10 saniye durmasına sebep olan tıkayıcı uyku apnesi, içinde bulunduğumuz koronavirüs pandemisi döneminde büyük risk oluşturuyor.

Covid-19 hastalığının immün sistemi zayıf olan kişilerde çok daha zorlu geçtiğini bir kez daha hatırlatan Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Bölümünden Doç. Dr. Tuncay Özçelik, bağışıklık sistemi üzerinde etkilerinden dolayı uyku kalitesinin ve sağlıklı nefesin büyük önem taşıdığını söylüyor.

Ayrıca uyku apnesi olan kişilerin Covid-19’a yakalanma riskinin, sağlıklı kişilere göre çok daha fazla olduğunu belirten Doç. Dr. Tuncay Özçelik, uyku apnesi olan hastaların, Covid-19 nedeniyle hastanede yatma ve solunum sıkıntısına girme oranının, normal hastalara göre en az 2 kat arttığının altını çiziyor.

Horlamanın farklı sebepleri olabilir

Uyku kalitesine etki eden faktörlerin en hafifinin horlama olduğunu kaydeden Doç. Dr. Tuncay Özçelik, horlamanın altında yatan sebeplerin farklılık gösterebildiğini belirterek şunları söyledi: “Aşırı kilo, sedatif ilaç, uyku ilacı ve aşırı alkol kullanımı gibi durumlarda küçük dil, yumuşak damak, dil ve boğaz kaslarının gerginliği azalır. Aşırı kilolu kişilerde yutak civarında yağ birikimi görülür. Gevşemiş kaslar sırt üstü yatınca dilin ve küçük dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz, bu durumda kişi kendisi çok farkında olmasa da etrafını rahatsız edecek şekilde horlamaya başlar.”

Doç. Dr. Özçelik, ayrıca burun tıkanıklığına neden olan patolojilerin de horlamanın önemli nedenlerinden birisi olduğunu belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Bu kişilerde uykuda havayı almak için yapılan solunum çabası ile genizde negatif basınç oluşarak boğazdaki dokular hava yoluna doğru çekilirler. Sonuçta burun açıkken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum bazı kişilerin sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda neden horladığını açıklar. Burun orta bölmesindeki eğiklikler (deviasyon), burun polipleri, büyümüş konkalar (burun etleri), burun ve genizdeki tümörler, bu tip burun tıkanıklığına ve horlamaya sebep olan nedenlerdir.”

Horlama, uyku apnesine zemin hazırlayabilir

Uyku esnasında solunumun on saniye ve üzerinde durması sonucu ortaya çıkan tablonun uyku apnesi (uykuda solunum durması) olduğunu belirten Özçelik, “Horlamaya neden olan faktörler, daha ileri aşamada uyku apnesine yol açabiliyor. Tıkayıcı uyku apnesi her 100 kişiden en az 5’inde görülürken, özellikle aşırı kilolu orta yaştaki erkeklerde bu oran daha da yükseliyor. Çocukların ise %10-12’sinde tıkayıcı uyku apnesine rastlanıyor” dedi.

Uyku apnesi sağlığımızı nasıl etkiliyor

Sağlıklı bir yaşam için gece uykusunun iyi bir şekilde alınmasının şart olduğunu belirten Doç. Dr. Tuncay Özçelik, “Gece uyku düzeninin tıkayıcı uyku apnesi ile bozulması sonucunda dinlenilmeden geçirilen geceler söz konusu olacaktır. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçer. Dinlenmeden geçirilen ve huzursuz bir gecenin ertesinde uykulu, yorgun ve verimsiz bir gün başlayacaktır. Önceleri televizyon seyrederken veya yemek sonrasında hafif uyuklamalar görülürken, daha sonra apnenin şiddetinin artmasıyla beraber daha ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülebilecektir. Yapılan çalışmalarda, ölümlü trafik kazalarının bir kısmından uyku apneli kişilerin araba kullanmasının sorumlu olduğu gösterilmiştir” dedi.

Gece uykusu sırasında apnelerin saatte 100-200 defa olabilecek sayılara ulaşabileceğini de söyleyen Doç. Dr. Özçelik, “Apneler sırasında kan oksijen düzeyi düşer ve buna bağlı olarak kalp kanı daha hızlı pompalamak zorunda kalır. Kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon, kalp büyümesi hatta uykuda ani ölümler bile görülebilir” diye uyarıda bulundu.

Horlama ve uyku apnesi için uygulanan yöntemler

Tıkanıkların Giderilmesine Yönelik Girişimler: Çocuklarda büyük bademcik ve geniz etine yönelik ameliyatların problemleri büyük oranda çözdüğünü ve çocuğun yaşam kalitesinde önemli iyileşmeler sağladığını biliyoruz. Erişkinlerde ise öncelikle, varsa burundaki patolojilerin düzeltilmesi gerekir. Burun orta bölmesindeki eğriliklerin giderilmesi, büyümüş burun etlerinin küçültülmesi, burun içindeki polip, kist, tümör gibi oluşumların alınması ve tıkanıklığı giderici girişimler öncelik gerektiren işlemlerdir.

Ağız ve Boğaz Kısmına Yönelik Girişimler: Damak ve küçük dildeki sarkıklıklar, dil kökündeki ve bademciklerdeki büyümeler, ağız ve çene yapısındaki bozukluklar uygun cerrahi tekniklerle düzeltilmelidir. Bu ameliyatlarda en temel prensip dokulara minimal hasar vererek konforlu biçimde maksimum yararı sağlamaktır.

Pozitif Basınçlı Oksijen Tedavisi: Burun ve boğaz bölgesinde ciddi problemi olmayan ve cerrahinin çok riskli olduğu veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda ağız ve burundan bir maske yardımıyla gerçekleştirilen, tıkayıcı uyku apnesine de önemli fayda sağlayan bir cihaz. Hastanın durumuna göre değişebilen basınçlarda gönderilen hava ile tıkanıklık aşılarak hastalık tedavi edilmeye çalışılır. Fakat yüzlerinde maske ile uyumak gibi bir durum söz konusu olduğu için hastaların bir kısmında bu duruma uyum problemi görülebilir.

Kategoriler
Etiketler
Yazıyı Beğendiyseniz Paylaşın

Yorumlar

Wordpress (0)
%d blogcu bunu beğendi: